&
MAKALELER
Ersin Ayhan ın kendisinin Tiyatro, Sanat ve Dünya üzerine yazdığı makaleleri buradan takip edebilirsiniz.
ORHAN ASENA TİYATRO FESTİVALİ'NDEN - 1/26/2007
22 kasım 2006 günü Ankara havaalanınına koştura koştura saat 14:15 civarında vardık.Biletlerimizi alıp güvenlik bantlarından geçip uçaktaki yerimizi aldık.Diyarbakır’a Orhan Asena Tiyatro Festivali ne Buzlar Çözülmeden adlı oyunla davetliydik.Uçak kalkmadan önceki rutinler hostesler tarafından gerçekleştirildi.Uçak neredeyse tamamen dolu.Hareket saati geldi .Kemerlerimiz bağlı.Oda ne,bir marş sesi.Motor çalışmıyor.Bir daha marş sesi.Yok motor çalışmıyor.İnsanlar önce duyduğu sese inanamadı.Hayretler içinde konuşmalar başladı.Derken sinir bozukluğundan dalga geçmeye başladı yolcular.-İnip itelim mi ?-Vitesi ikiye tak vurdur.-Marş basmıyor galiba!-Akümü bitti?-Dikkat et motoru boğma! Bir süre sonra Kaptan Pilot anons ediyor;'sayın konuklarımız teknik bir arıza nedeniyle uçuşumuz gecikecektir.Lütfen sizleri bekleme salonuna alalım'.Salona geçtik.THY yetkilileri ile yolcuların bir kısmı tartışıyor.Genelde yolcular konuşuyor,yetkili ise zaman kazanmaya çalışıyor.'-Ya arıza havada olsaydı!-Başka uçağınız yok mu yenisini getirin.-Ya acil bir işimiz olsaydı!-Doğuya bilerek kötü,bozuk uçak veriyorlar kardeşim!-Daha önce çalıştırıp baksaydınız ya arkadaşım.-Havaalanında her şey ateş pahası burada çay bile içemeyiz'.Neyse sonunda yetkili tarafından yaklaşık üçbuçuk saat rötar yapılacağı bildirildi.Dinamo bozulmuş galiba.Herkes bir şey söylüyor.Yolculara kumanya dağıtıldı.Birer sandviç ve içecek.Saat 18:00 civarında aynı uçakla havalandık.Yolcular tedirgin.Tekrar arıza yapar mı diye konuşuluyor.Hostesler öyle bir şey olsa biz biner miyiz diye insanları rahatlatıyor.
Sağ salim Diyarbakır’a vardık.Devlet Tiyatrosunun tahsis ettiği iki minibüs bizi havaalanından aldı.Otele doğru yola çıktık.Festival nedeniyle saat 20:00 da Almanya’dan bir ekip geldiğini öğrendim.Bazı arkadaşlarla birlikte otele varmadan Tiyatronun önünde servisten indik.Valizlerimizi otele giden arkadaşlarımıza emanet ettik.Oyunun başlamasına iki üç dakika kalmıştı.Teşrifattan bir hanım en önden bir yer gösterdi.Oturdum.En önden oyun izlemeyi hiç sevmem,sanki oyuncuları rahatsız edecekmişim gibi bir hisse kapılırım.Ama zaten yer yok salon tıka basa dolu.Ayakta izleyen çok seyirci var.O kadar seyirciyi görünce mutluluktan uçtum.Ağzım kulaklarıma vardı.Oyun başladı.Birileri bir şey alıyor satıyor.Sonuçta üç kişi arazi yüzünden birbirini öldürüyor ve karıları gelip başlarında ağıt yakıyor.Sonra nasıl olduysa bir anda Antik Yunan çağına gidilir.Kadınlar savaşan asker kocalarını savaştan caydırmak için bir karara varırlar.Erkeklerini yataklarına almayacaklar.Kadınların kocaları savaştan izne dönerler ve ateşle yanarken bir sürprizle karşılaşırlar.Yatak yok,sevişmek yok,öpücük bile yok.Erkeklerine iki alternatif sunarlar.Ya savaş Ya seviş.Aristophanes’in İÖ 411 de yazdığı Lisistrata adlı oyunundan esinlenerek yazıldığı belli.Savaş Aykılıç yazmış.Oyunun adı ‘Kadınlar Hayır Derse’.Şarkılı danslı bol eğlenceli bir oyun olmuş.Fakat eğlencenin komedinin dozu biraz kaçmış.Oyuncular zaman zaman seyirci gülüyor, iyi eğleniyor diye komiğin üstüne gittikçe gidiyor.Bazen oyun metninin dışına çıkıldığı da oluyor.Bunlar hep seyircinin gemisine binip dümeni de onların eline vermekten kaynaklanıyor.Sahnede zaten komik olanın üstüne gidip parlatmaya kalktığı zaman oyuncu abartıya kaçmış oluyor.Güzeli ve özeli arayan seyirciyi soğutabiliyor.
Perde arası verildi.Fuayede ilk işim salonu böyle dolduran Diyarbakır Devlet Tiyatrosu müdürü Harun Türköz’ü kutlamak oldu.Tiyatroda seyirciden daha güzel ne olabilir.Seyirci olmazsa en iyi oyununuz bile kıymet kazanmaz.Perde arasında oyunu oynayan gurubun amatör bir tiyatro gurubu olduğunu öğrendim.Evet bir amatör tiyatro için çok iyi.Almanya’dan gelen OBJEKTİF SAHNE adlı tiyatro gurubuna şimdi başka gözle bakıyordum.Çünkü bende beş sene amatör tiyatro yaptım.İzmit’de KOCAELİ KÜLTÜR TİYATROSU benim ilk tiyatro mabedim.Şimdi sahnede ter döken arkadaşlarımı daha iyi anlıyordum.Aynı enerjiyle ikinci perdeye başladılar.Sahnedeki oyuncular enerji ve iyi niyetle oynuyorlardı.Eminim eğitim alsalardı içlerinden bazıları profesyonel tiyatro oyuncusu olabileceklerdi.O ışık okunuyordu gözlerinden.O gece arkadaşlarla gece geç saatlere kadar sohbet ettik.Heyecanlarına hayran kaldım.Kendi amatör yıllarım geldi aklıma.Profesyonelleşince kaybetmememiz gereken en önemli şeyi anımsadım .HEYECAN…
Makaleler Sayfasına Dön
Ana Sayfaya Geri Dön
|
|